Nusretiye Camii, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en karakteristik yapılarından biri olarak, İmparatorluğun Batılılaşma sürecindeki estetik ve siyasi dönüşümünü somutlaştıran bir anıttır. İstanbul’un Tophane semtinde, sur dışı bir bölgede yükselen bu yapı, Sultan II. Mahmud tarafından inşa ettirilmiş olup, geleneksel Osmanlı mimarisi ile Batı kökenli Barok ve Ampir (Empire) üsluplarının sentezlendiği bir geçiş dönemi eseridir.
Tarihsel Arka Plan ve Kültürel Bağlam
İnşa Süreci ve Yangın Felaketi
Nusretiye Camii’nin bulunduğu alanda daha önce Sultan III.
Selim tarafından yaptırılan "Tophane-i Amire-i Arabacılar Kışlası
Camii" bulunmaktaydı. Ancak bu ahşap yapı, 24 Şubat 1823 tarihinde Tophane
yakınlarında çıkan ve Firuzağa’dan Dolmabahçe’ye kadar yayılan büyük yangında,
çevresindeki kışlalarla birlikte yanarak kül olmuştur. Bu felaketin ardından
Sultan II. Mahmud, yanan caminin yerine daha büyük ve görkemli bir cami
yapılmasını emretmiş; inşaat 1823 yılının haziran ayında başlamış ve 8 Nisan
1826 tarihinde tamamlanmıştır.
İsmin Anlamı ve Politik Sembolizm
Caminin "Nusretiye" adını alması, dönemin siyasi
olaylarıyla doğrudan ilişkilidir. Yaygın ve resmi kabul gören görüşe göre bu
isim, "(Kutsal) Zafer" anlamına gelmektedir. Caminin açılışından kısa
bir süre sonra, 15 Haziran 1826 tarihinde Sultan II. Mahmud, yüzyıllardır
devletin askeri gücünü oluşturan ancak zamanla yozlaşarak devlete başkaldıran
Yeniçeri Ocağı’nı kanlı bir müdahale ile kaldırmıştır. Tarihe "Vaka-i
Hayriye" (Hayırlı Olay) olarak geçen bu olay, padişahın reformcu
kimliğinin en büyük adımıdır. Sultan, Yeniçerilere karşı kazanılan bu zaferin
anısına camiye Nusretiye ismini vermiştir.
Ancak bazı sanat tarihi yorumlarına göre "Nusret"
kelimesi, sadece askeri bir zaferi değil, "Allah'ın yardımı" veya
"kurtuluş" anlamını da taşımaktadır. Büyük Tophane yangınından sonra
devletin ve şehrin daha büyük felaketlerden korunmuş olması ve kışlanın yeniden
ihyası bağlamında bu ismin "İlahi yardım" manasında kullanıldığı da
düşünülmektedir.
II. Mahmud Dönemi ve "Osmanlı Ampiri"
Nusretiye Camii, kültürel olarak Sultan II. Mahmud’un devlet
ideolojisini yansıtır. II. Mahmud, merkezi otoriteyi güçlendirmeyi ve
Batılılaşmayı hedefleyen bir "aydın despot" profili çizmiştir. Bu
dönemde Fransa menşeli "Ampir Üslup" (Empire Style), Napolyon
Bonapart’ın imparatorluk gücünü simgeleyen bir sanat akımı olarak Osmanlı
sarayına girmiştir. Nusretiye Camii, Osmanlı mimarisinde Ampir üslubun
uygulandığı ilk anıtsal yapı olma özelliğini taşır. Bu üslup, padişahın
monarşik gücünü ve modernleşme arzusunu simgeleyen, devletin resmi sanat üslubu
haline gelmiştir.
Mimar Tartışması
Yapının mimarı konusunda kaynaklarda farklı görüşler bulunsa
da genel kabul, dönemin ünlü mimar ailesi Balyanlara mensup Krikor Amira Balyan
olduğu yönündedir. Krikor Balyan, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde sarayda
nüfuz sahibi olmuş bir mimardır. Ancak bazı kaynaklar, caminin inşa edildiği
tarihlerde Krikor Balyan’ın Kayseri’de sürgünde olduğunu ve dönemin Hassa
Başmimarı olan Seyyid Abdülhalim Efendi veya Mehmed Rasim Ağa’nın yapının
mimarı olabileceğini öne sürmektedir.
Çevresel Özellikler ve Kentsel Konum
Konum ve Askeri Çevre
Nusretiye Camii, tarihi İstanbul yarımadasının sınırları
dışında, Beyoğlu’nun Tophane semtinde inşa edilmiştir. Klasik dönemdeki selatin
camileri (sultan camileri) genellikle etraflarında medrese, imaret, hamam gibi
sosyal yapıların bulunduğu külliyeler şeklinde tasarlanırken, Nusretiye Camii
bu gelenekten ayrılır. Cami, II. Mahmud’un yeni kurduğu askeri teşkilatla
bağlantılı olarak Tophane-i Amire (Top Dökümhanesi) ve Tophane Kışlası ile
bütünlük oluşturan bir "kışla-sultan camii" olarak kurgulanmıştır. Dolayısıyla
çevresi vakıf binalarıyla değil, askeri yapılarla çevrilidir.
Çevresel Değişimler ve Düzenlemeler
Yapı, inşa edildiği dönemde yüksek avlu duvarlarına ve Barok
tarzda görkemli kapılara sahipti. 1850'li yıllara ait fotoğraflarda bu duvarlar
ve kapılar net bir şekilde görülmektedir. Ancak Sultan Abdülaziz döneminde
(1861-1876) yapılan cadde genişletme ve düzenleme çalışmaları sırasında,
caminin çevresindeki yüksek avlu duvarları yıkılarak yerine daha alçak duvarlar
ve dökme demir parmaklıklar yapılmıştır.
Caminin ayrılmaz parçaları olan Muvakkithane (zaman
tayin evi) ve Sebil, başlangıçta caddenin karşısında, kışla kapısının
yanında yer almaktaydı. 1956 yılında yapılan yol çalışmaları sırasında bu
yapılar sökülerek caminin bugünkü avlusuna, şadırvanın bulunduğu bölüme
taşınmıştır. Ayrıca, caminin tam önünde bulunan ve II. Abdülhamid tarafından
İtalyan mimar Raimondo D'Aronco'ya yaptırılan 1901 tarihli Hamidiye Çeşmesi de,
1956 yılındaki aynı istimlak ve yol çalışmaları sırasında yerinden sökülerek
Maçka’daki İstanbul Teknik Üniversitesi binasının karşısına taşınmıştır. Bu müdahaleler,
caminin orijinal çevresel bütünlüğünü önemli ölçüde değiştirmiştir.
Mimari Özellikler
Plan ve Kütle Kompozisyonu
Nusretiye Camii, yüksek bir su basmanı (platform) üzerine
oturtulmuş, yaklaşık 15,5 x 15,5 metre ölçülerinde kare planlı bir harime (ana
ibadet mekânı) sahiptir. Yapının kütle kompozisyonu, merkezi kubbeli harim, son
cemaat yeri ve Hünkâr Kasrı'ndan oluşur. Tek bir merkezi kubbe ile örtülüdür.
Kubbe, dört büyük kemer üzerine oturur ve geçişler pandantiflerle (aslan
göğüsleri) sağlanır. Kubbe kasnağı oldukça yüksektir ve yapının dikey etkisini
artırır. Klasik dönem camilerinden farklı olarak ve Nuruosmaniye Camii’ni
andırır şekilde, kıble yönünde dışarıya taşan, yarım daire planlı (dıştan
çokgen) bir mihrap çıkıntısı bulunur. Bu düzenleme, kiliselerdeki apsis
yapısını çağrıştırmaktadır. Caminin kuzey cephesinde, üç kubbeli ve revaklı son
cemaat yeri bulunur. Ana giriş, Barok tarzda, iki yönden kıvrılarak yükselen
mermer merdivenlerle sağlanır.
Hünkâr Kasrı
Yapının en dikkat çekici unsurlarından biri, son cemaat
yerinin doğu ve batı kanatlarında yükselen iki katlı Hünkâr Kasrıdır. II.
Mahmud’un Cuma selamlıklarında ve dinlenmek için kullandığı bu bölüm, cami
kütlesine bitişik, sivil mimari özellikler taşıyan bir yapıdır. Doğu ve batı
kanatları mermer sütunlar üzerine oturur. Batı kanadı padişahın kullanımına,
doğu kanadı ise devlet erkânına ayrılmıştır. Hünkâr Kasrı'nın sade ve ciddi
cephe düzeni, dikdörtgen pencereleri ve hareketten uzak yapısı, yapının Ampir
üslubunu en net yansıtan bölümlerindendir.
Minareler ve Yeniden İnşa Hikâyesi
Caminin çok ince gövdeli, yivli ve ikişer şerefeli iki
minaresi vardır. Minarelerin inşasıyla ilgili ilginç bir detay kaynaklarda yer
almaktadır: Caminin açılış törenine deniz yoluyla gelen Sultan II. Mahmud,
minarelerin arasına asılan mahyanın (kandillerle yazılan yazı) kubbe tarafından
kapatıldığını ve görünmediğini fark etmiştir. Bunun üzerine 14 Mayıs 1826
tarihinde minareler alt şerefelerine kadar yıktırılmış ve daha yüksek olacak
şekilde yeniden inşa edilmiştir. Minarelerin pabuç kısımlarında soğan formlu ve
akantus yapraklı süslemeler, gövdelerinde ise yivli doku dikkat çeker.
Barok ve Ampir Üslup Sentezi
Nusretiye Camii, Osmanlı mimarisinde Barok ve Ampir üsluplarının bir arada kullanıldığı eklektik bir yapı olarak tanımlanır. Yapının yüksek bir kaide üzerine oturması, kubbe ve kasnağının yüksekliği ile sağlanan dikey vurgu, cephelerdeki dalgalı hatlar, minare şerefelerinin formu, giriş merdivenlerinin kıvrımlı yapısı ve dışa taşan mihrap nişi Barok karakteri yansıtır. Ayrıca kubbeyi taşıyan kemerlerin köşelerindeki "Bektaşi kuleleri" olarak bilinen ağırlık kuleleri ve soğan biçimli alemler Barok etkiyi güçlendirir. Barok’un eğriselliğine karşı Ampir üslup daha yalın, simetrik ve antik formlara dayalıdır. Nusretiye’de dikdörtgen formlu pencereler, sade sütun başlıkları, dış cephedeki yalın silmeler Ampir etkisidir. Özellikle süsleme detaylarında, Napolyon dönemi Fransa’sından esinlenen motifler (çelenkler, meşaleler, zafer simgeleri) göze çarpar.
İç Mekân ve Süsleme Programı
Süsleme ve Motifler
Caminin süsleme programında geleneksel Türk motifleri
neredeyse hiç kullanılmamıştır; bunun yerine Batı kökenli motifler hakimdir. Yapının
hem içinde hem dışında Barok ve Ampir karakterli bitkisel süslemeler yoğundur.
Özellikle pencerelerin üzerindeki "C" ve "S" kıvrımlı
dallar, akantus yaprakları, istiridye kabuğu formları ve girlandlar (askı
çelenkler) dikkat çeker İç mekânda zemin kat pencerelerinin alınlıklarında ve
mihrap tepeliğinde, kaburgalı vazo içerisinden çıkan çiçek ve dal motifleri
(arabesk kompozisyonlar) kullanılmıştır. Bu vazo formları, antik Yunan
kaplarını andıran ve Ampir üslubun karakteristik özelliklerini taşıyan
detaylardır. Galeri korkuluklarında ve minare diplerinde, Ampir üslubun iç
dekorasyonda sıkça kullandığı perde/kumaş kıvrımı motifleri taşa işlenmiştir.
Mihrap ve Minber
Mermerden yapılmış olan mihrap ve minber, devrin sanat
anlayışını yansıtır. Mihrap, içbükey bir şahniş içine yerleştirilmiş olup,
yanlarında akantus yapraklı sütunçeler bulunur. Minber ise Barok ve Ampir
etkilerin yoğunlaştığı bir diğer öğedir; yan aynalıklarında büyük boyutlu lotus
ve palmet kabartmaları, korkuluklarında ise çan çiçeği dizileri yer alır.
Minberin külahı kaburgalı ve dalgalı formuyla Barok, üzerindeki süslemelerle
Ampir özellikler gösterir.
Hünkâr Mahfili
Harim içinde, batı duvarında yer alan Hünkâr Mahfili,
kafesiyle dikkat çeker. Bu kafes, yekpare pirinçten dökülmüş, altın yaldızla
kaplanmış ve dantel gibi işlenmiştir. Kafes üzerindeki stilize tavus kuşu
motifleri ve perde süslemeleri, yapının lüks ve prestij odaklı tasarımının bir
parçasıdır.
Hat Sanatı (Gelenekselin Temsili)
Yapıdaki tek geleneksel Türk-İslam sanatı unsuru hat
yazılarıdır. Cami içindeki yazı kuşağı, ünlü hattat Mustafa Rakım Efendi’ye
aittir. Kuşak yazısı, Nebe (Amme) Suresi’ni içerir ve celi sülüs hatla
yazılmıştır. Ayrıca mihrap üzerindeki Ali İmran suresi ve kapı kitabeleri de
dönemin usta hattatları (Yesarizade Mustafa İzzet Efendi, Recai Şakir Efendi)
tarafından yazılmıştır. Mustafa Rakım Efendi’nin buradaki hatları, Türk hat
sanatının en olgun örnekleri arasında kabul edilir.
Sonuç
Nusretiye Camii, Sultan II. Mahmud’un imparatorluğun
çehresini değiştirme iradesinin taşa kazınmış halidir. Geleneksel külliye
düzeninden kopuk, askeri bir çevre içinde tek başına yükselen, minareleri ve
kubbesiyle İstanbul siluetine yeni bir form katan bu yapı; Yeniçeri Ocağı’nın
kaldırılışını (Nusret/Zafer) simgelemesiyle politik, Barok ve Ampir üslupları
bünyesinde barındırmasıyla da mimari açıdan Osmanlı modernleşmesinin en önemli
tanıklarından biridir.
Kaynakça
Patacı, Ö. O. (2017). AMPİR ÜSLÛBUNDA BİR SULTAN CAMİİ:
NUSRETİYE. Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi(59),
169-207.
Dursun Arslan (2018). Tarihsel Konumu ve Mimarisiyle
Nusretiye Camii. Arış, (13), 53-85.
doi:10.34242/akmbaris.2019.79
SEMAVİ EYİCE, "NUSRETİYE CAMİİ", TDV İslâm
Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nusretiye-camii (19.01.2026).
İstanbul Tophane Nusretiye Camii | SANATIN YOLCULUĞU.
(2019, Ocak 5). https://www.sanatinyolculugu.com/istanbul-tophane-nusretiye-camii/
0 Yorumlar