Bu yazı 26 Şubat 2026 tarihinde Anadolu Felsefe Topluluğu ve Galatasaray Üniversitesi Felsefe Topluluğunun ortaklaşa bir şekilde düzenlediği ve Thomas Fuchs’un konuşmacı olarak katıldığı “Zihin, Beyin ve Hayat, Nedenselliğin Paradigması” etkinliği ile alakalıdır.
Fuchs, yapay zekânın biyolojik bir beden olmadan bilinç kazanamayacağını ve bunun neden mümkün olmamayacağını ifade etmiş, deneyim ve bilinç kavramları ile açıklayarak çevresel etkileşimin neden belirleyici olduğuna dair kısa ama bir o kadar da verimli bir arka plan sunarak bu konuyu toparlamıştır. Keyifli okumalar.
Prof. Dr. Dr. Thomas Fuchs’un “bedenlenmiş bilinç” (embodied cognition) bakışına göre, bilinç salt beyinde gerçekleşen veya silikon tabanlı bir donanım üzerinde çalıştırılabilecek herhangi bir yazılım veya bilgi işleme süreci değildir. Fuchs için yapay zekânın biyolojik bir beden olmadan bilinç kazanmasının mümkün olmadığı meselesinin ana nedenleri şunlardır:
Bilincin birincil işlevi, canlı organizmaların yaşamsal süreçlerini desteklemek ve organizmanın çevresiyle sürekli olarak girdiği metabolik alışverişte iç dengesini (homeostazi) korumasını sağlamaktır. Açlık, susuzluk, hoşnutsuzluk ve zevk gibi temel duygular organizmanın yaşamını sürdürmesine ve dengeyi sağlamasına yardımcı olan göstergelerdir. Yapay zekâ sistemlerinin sürdürmeleri gereken bir metabolik faaliyet veya homeostazileri olmadığı için, bilincin ve öz farkındalığın temelini oluşturan bu birincil duygulara sahip olamazlar.
Gerçek bir zekâ ve düşünce fiili, öz farkındalık gerektirir. Öz farkındalığın en alt tabakasında ise bedensel bir “hayatta kalma hissi” (feeling of being alive) yatar. Yapay zekâ sistemleri canlı olmadığı için temel bir bedensel varoluş hissine sahip olamazlar bu sebeple kelimeleri veya düşünceleri başarılı bir şekilde sıralasalar bile gerçek anlamda düşünemez ve kendilerinin farkında olamazlar.
Bir yapay zekâyı robotun içine yerleştirmek ona biyolojik değil yalnızca bir dron veya seyir füzesine benzeyen “mekanik bir bedenlenme” (mechanistic embodiment) sağlar. Bu tür bir sistem çevresel geri bildirimlere göre konumunu ayarlayabilse de çevreyle metabolik alışverişi olan biyolojik bir organizma olmadığı için gerçek bir deneyimden (experiencing) yoksundur.
Canlı bir bedendeki bütünleştirici ve hayati süreçler, biyolojik, biyokimyasal ve doğası gereği analogdur. Sensörlere veya dijital öz modellere sahip olan son derece karmaşık yapay zekâ sistemleri ve bilgisayarlar dahi bu biyolojik süreçleri simüle edemez.
Toparlayacak olursak, deneyim ve bilinç, zihnin bedende hapsolduğu bir sistem değil, tüm canlı organizmanın ve biyolojik bedenin çevreyle olan hayati etkileşiminin sonucudur. Yaşam olmadan bilinç, biyolojik bir beden olmadan da hayat olamayacağı için yapay zekânın bilinç kazanması mümkün görülmemektedir.
Program'da bir başka filozof Shaun Gallagher'da yer alıyordu, bu konu hakkında Fuchs'a karşı bazı uzlaşı ve karşıtlıkları da bulunuyordu. Peki onlar ne?
Shaun Gallagher ne dedi?
Shaun Gallagher, yapay zekanın bilinç kazanması konusunu
Prof. Thomas Fuchs ile yaptığı sohbette İbn-i Sina'nın "Uçan Adam"
düşünce deneyi ve bedensiz zihinler (melekler) konsepti üzerinden tartışmaya açmıştır.
Gallagher başlangıçta, eğer duyusal girdileri olmayan, fiziksel bir bedenden yoksun saf zihinlerin (meleklerin) bilinçli olabileceğine inanılıyorsa, yapay zeka sistemlerinin de bilinçli olabileceğine inanılabileceğini öne sürmüştür.
Prof. Fuchs, bedensiz ve uzamsal bir merkeze sahip olmayan "saf bilginin" dünyayı deneyimleyemeyeceğini savunduğunda ise Gallagher, yapay zekanın bir robotun içine yerleştirilebileceğini, böylece ona dünyada bir beden ve bir bakış açısı sağlanabileceğini belirterek bir karşı argüman sunmuştur.
Daha önce bahsettiğimiz “mekanik bedenlenme” örneğinde Gallagher, Fuchs'a katıldığını ve mekanik bedenlenmenin tamamen farklı bir şey olduğunu kabul ederek bir uzlaşıya da varmıştır.

0 Yorumlar